Kimler oy kullanamaz 2024 ?

Cansu

New member
Kimler Oy Kullanamaz 2024? Haklar, Sınırlamalar ve Toplumsal Etkiler

Hepimiz seçim dönemlerinde sandığa gitmek için hazır oluruz, ancak kimlerin oy kullanamayacağı konusu genellikle göz ardı edilir. 2024 seçimleri öncesinde, bu sorunun toplumsal ve hukuki açıdan ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Kimler oy kullanabilir? Kimler bu haktan yararlanamaz? Birçok kişinin gözünden kaçan bu soruya değinmek, hem hukuki hem de toplumsal açıdan oldukça kritik. Hadi gelin, bu konuya biraz daha derinlemesine bakalım, farklı bakış açılarıyla ele alalım ve tartışalım.

Oy Kullanamayanlar: Hukuki Çerçeve

2024 yılında Türkiye’de kimlerin oy kullanamayacağı, öncelikle hukuki düzenlemelerle belirleniyor. 298 sayılı Seçim Kanunu’na göre, aşağıdaki kişiler oy kullanamaz:

1. 18 yaşını doldurmamış kişiler: Türkiye’de oy kullanabilmek için en az 18 yaşında olmak gerekmektedir. Gençlerin bu konuda daha fazla söz hakkı elde edebilmesi, toplumda tartışılan önemli bir konu olmuştur.

2. Hapis cezası almış kişiler: Hapis cezasına çarptırılmış kişiler, cezalarını çekerken oy kullanma haklarından mahrum kalırlar. Ancak, hükümlüler için bazı istisnalar olabilir; örneğin, hapis cezası adli denetimle değiştirilmişse, bu kişiler oy kullanabilir.

3. Zihinsel engelli bireyler: Yasal düzenlemelere göre, mahkeme kararıyla zihinsel engelli olduğu belirlenen bireylerin oy kullanmaları engellenmiştir. Ancak bu karar, her birey için aynı şekilde verilmez ve her vakada farklılık gösterebilir.

Bu hukuki çerçeveye bakıldığında, oy kullanamama durumu çoğunlukla bireyin devletle olan ilişkisini, ceza hukuku ve akıl sağlığı durumunu merkeze alır. Fakat, bu sorunun çok daha derin toplumsal etkileri vardır.

Erkeklerin Objektif, Veri Odaklı Bakış Açısı

Erkeklerin seçimlerde oy kullanamayacak kişilere dair bakış açısı genellikle daha objektif ve veriye dayalıdır. Bununla birlikte, bu konuda birkaç noktayı dikkatle ele almak gerekir. Erkekler, genel olarak hukuki düzenlemelerin toplumdaki uygulamaları ve olası etkileri hakkında daha fazla bilgi edinmeye yatkın olabilir. Bu yüzden, örneğin cezaevlerinde hükümlü olan bireylerin seçim hakları, erkeklerin daha fazla tartıştığı bir konu olabilir. Ayrıca, 18 yaşını doldurmamış kişilerle ilgili olan yasal düzenlemeler üzerine de erkekler arasında, gençlerin demokratik haklarını kullanabilmesi gerektiği yönünde daha fazla konuşulabilir.

Birçok erkek, toplumda cezaevine giren bireylerin oy kullanma haklarının sınırlanmasını savunuyor. Bunun arkasındaki düşünce, suçlu olan kişilerin toplumsal kararlar üzerine etkide bulunmamaları gerektiği şeklinde şekilleniyor. Fakat, veri ve araştırmalara baktığımızda, cezaevinde olan bireylerin politik anlamda bilinçli olup olmadıkları tartışılabilir. Bazı erkekler ise, bu bireylerin rehabilitasyon süreçlerinin bir parçası olarak oy kullanmalarının toplumsal entegrasyon açısından önemli olabileceğini savunuyor.

Kadınların Empatik, Toplumsal Etkilere Duyarlı Bakış Açısı

Kadınların bakış açısı genellikle duygusal ve toplumsal etkiler üzerinden şekillenir. Erkeklerin daha çok veriye dayalı ve hukuki perspektiften baktıkları bu konuya, kadınlar daha fazla empatik bir yaklaşımla yaklaşabilir. Kadınlar, seçimde oy kullanamayan grupların toplumsal ve bireysel yaşamları üzerindeki etkilerine odaklanabilir. Özellikle zihinsel engelli bireylerin oy kullanamaması, kadınların duygusal ve toplumsal adalet anlayışını etkileyen bir durumdur. Çoğu kadın, bu bireylerin seçimlere katılamamış olmasını, sosyal eşitlik ve adaletin ihlali olarak görebilir.

Özellikle 18 yaşını doldurmamış gençlerin oy kullanma hakkının olmaması, kadınlar arasında gençlerin toplumsal sorumluluk ve demokratik haklara erişimlerinin önemini vurgulayan tartışmalara yol açabilir. Birçok kadın, bu konuda gençlerin toplumda söz sahibi olabilmesinin, onlara gelecekte daha bilinçli bir vatandaşlık anlayışı kazandıracağını savunur. Gençlerin, toplumlarıyla ilgili kararlar üzerinde etki yaratmaları gerektiğini savunmak, kadınların toplumla ve aileyle olan güçlü bağlarından kaynaklanan bir anlayış olabilir.

Karşılaştırmalı Bir Analiz: Erkeklerin ve Kadınların Bakış Açıları

Erkekler genellikle objektif ve veri odaklı bakarken, kadınlar toplumsal etkiler ve empatik yaklaşımlara daha fazla vurgu yapmaktadır. Erkeklerin görüşleri, hukuki düzenlemelere ve veri analizine dayanırken; kadınlar, bu yasa ve düzenlemelerin insanlar üzerindeki duygusal ve toplumsal etkilerini daha fazla gündeme getirir.

Örneğin, erkekler, "18 yaşını doldurmamış bireylerin oy kullanamaması" durumunu daha çok bir yaş kısıtlaması ve gençlerin olgunluk seviyeleri üzerinden değerlendirirken, kadınlar bu yaş kısıtlamasının gençlerin toplumsal katılımlarını engelleyici bir etken olduğunu düşünebilir. Kadınlar için bu mesele, toplumsal eşitlik ve gençlerin demokratik haklarını öğrenmeleri için daha fazla fırsat tanıma meselesidir.

Benzer şekilde, zihinsel engelli bireylerin oy kullanamaması meselesi, erkekler için "toplumda kabul görmüş normlar ve hukuki düzenlemeler" olarak değerlendirilirken, kadınlar için bu engelin, engelli bireylerin toplumdan dışlanması anlamına geldiğini belirten bir empatik bakış açısı doğar. Kadınlar, toplumsal eşitlik adına bu gibi engellerin aşılması gerektiğini savunabilirler.

Tartışmaya Davet: Kimler Oy Kullanamaz ve Neden?

Bu yazının sonunda, belki de kafamızdaki en büyük soru şu: Kimlerin oy kullanamaması gerçekten adil bir uygulamadır? Cezaevindeki bireylerin oy kullanması, 18 yaş altı gençlerin katılım hakkı ya da zihinsel engelli bireylerin seçme hakkı hakkında ne düşünüyorsunuz? Bütün bu sınırlamalar, toplumsal adalet anlayışımızla ne kadar uyumlu?

Gelin, forumda hep birlikte tartışalım. Erkeklerin objektif bakış açısıyla kadınların duygusal bakış açısını nasıl dengeleyebiliriz? Bu tür sınırlamaların toplumsal eşitlik açısından etkileri nelerdir?

Kaynaklar:

- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

- 298 sayılı Seçim Kanunu

- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yargı Kararları