Sude
New member
Adil bir paylaşım, her görevin matematiksel olarak yüzde elli bölünmesi demek değildir. İki tarafın yükünü görmesi, ihtiyaçlarını açıkça konuşması ve ortaya çıkan dengesizliği birlikte düzeltmeye çalışması demektir.
Saygı, bazen büyük sözlerden çok, "Bugün sen dinlen, bu işleri ben hallederim" cümlesinde kendini gösterir.
Bazen de "Ben bugün çok yoruldum, şu işi birlikte yarına bırakalım mı?" diyebilmekte…
Çünkü eş olmak, birbirinin bütün ihtiyaçlarını tek başına karşılamak değil; aynı hayatın sorumluluklarını ortaklaşa taşımaktır.
9. Bölüm: Sevgi Varken Saygı Neden Kaybolabiliyor?
Elif ile Murat'ın hikâyesi ilerledikçe önemli bir soru ortaya çıkıyor: Birbirini seven insanlar neden zaman zaman saygısız davranabiliyor?
Bunun tek bir cevabı yok. Yoğun stres, maddi kaygılar, iletişim alışkanlıkları, aileden öğrenilen davranışlar, karşılanmayan beklentiler ve uzun süre biriken kırgınlıklar insanların birbirlerine yaklaşımını etkileyebilir.
Bazen eşlerden biri kendi yönteminin en doğrusu olduğuna inanır. Bazen karşı tarafın farklı düşünmesini kişisel bir saldırı gibi algılar. Bazen de insanlar, en güvende hissettikleri kişinin yanında kendilerini kontrol etmek için daha az çaba gösterir.
Ancak yakınlık, özensiz davranmanın mazereti değildir.
"Nasıl olsa beni seviyor" düşüncesi, eşin duygularını önemsememeye dönüşürse ilişkinin temelini zayıflatabilir. İnsan, sevildiğini bilse bile küçümsenmekten, sürekli eleştirilmekten veya kararların dışında bırakılmaktan incinebilir.
Saygının bir başka boyutu da bireysel alanı korumaktır.
Evlilik, iki insanın bütün düşüncelerinin, arkadaşlıklarının ve kişisel tercihlerinin tek bir kimlik içinde erimesi anlamına gelmez. Eşler birbirlerinin farklı ilgi alanlarına sahip olmasını, zaman zaman yalnız kalmak istemesini veya kendine ait hedefler belirlemesini anlayabilmelidir.
Murat hafta sonları zaman zaman bisiklete binmek istiyordu. Elif ise arkadaşlarıyla kitap kulübüne katılmaktan hoşlanıyordu. Başlangıçta ortak zaman geçirmek adına bu etkinlikleri azaltmışlardı. Fakat bir süre sonra ayrı ilgi alanlarına sahip olmanın birbirlerinden uzaklaşmak anlamına gelmediğini gördüler.
Kendi hayatlarına alan açtıklarında, birlikte geçirdikleri zaman da daha anlamlı hâle geldi.
Elbette kişisel alan, eşe karşı sorumlulukları yok saymak veya ortak kararları tek taraflı almak değildir. Burada söz konusu olan, birliktelik ile bireyselliğin birbiriyle çelişmek zorunda olmadığını anlamaktır.
Saygılı bir evlilikte insanlar yalnızca eş olarak değil, ayrı ihtiyaçları, düşünceleri ve hedefleri bulunan bireyler olarak da görülür.
10. Bölüm: Saygının Sınırı, Her Şeye Katlanmak Değildir
Bu hikâyeyi anlatırken bir noktayı özellikle vurgulamak istiyorum. Evlilikte saygıyı savunmak, her koşulda sessiz kalmayı veya ilişkiyi ne pahasına olursa olsun sürdürmeyi savunmak değildir.
Bazı insanlar aile bütünlüğünü korumak adına kendi ihtiyaçlarını sürekli geri plana atmayı öğrenir. Bazıları tartışma çıkmasın diye düşüncelerini söylemez. Bazıları ise eşinin öfkesini, aşağılayıcı sözlerini veya kontrolcü davranışlarını sevginin bir parçası gibi yorumlamaya başlar.
Oysa saygı karşılıklıdır.
Bir eşin diğerini sürekli aşağılaması, arkadaşlarından ve ailesinden uzaklaştırmaya çalışması, ekonomik kaynakları üzerinde baskı kurması, özel hayatını kontrol etmesi veya korku yaratarak istediğini yaptırması sıradan fikir ayrılıkları değildir.
Fiziksel şiddet, tehdit ve zorlayıcı kontrol de sevgi ya da kıskançlık bahanesiyle normalleştirilemez.
Sağlıklı bir ilişkide sınırlar vardır. İnsan, kendisini rahatsız eden bir davranışı kabul etmediğini söyleyebilir. Gerekirse konuşmayı erteleyebilir, güvendiği kişilerden destek alabilir ve güvenliğini önceliklendirebilir.
İletişim sorunlarında çift danışmanlığı bazı insanlara yardımcı olabilir. Ancak şiddet veya korkutma söz konusu olduğunda öncelik güvenliktir; böyle durumlarda bireysel ve uzman desteği almak daha uygun olabilir.
Saygı, yalnızca eşimize gösterdiğimiz bir nezaket değildir. Kendi onurumuza ve güvenliğimize de sahip çıkmaktır.
Bir evliliğin ayakta kalması, taraflardan birinin sürekli susmasına bağlıysa orada çözülmesi gereken ciddi bir sorun vardır.
11. Bölüm: Yıllar Sonra Gelen Küçük Bir Farkındalık
Aradan yıllar geçti. Elif ile Murat hâlâ her konuda aynı düşünmüyordu. Bazen bütçe konusunda, bazen tatil planlarında, bazen de aileleriyle ilgili kararlarda anlaşmazlık yaşıyorlardı.
Fakat artık bir sorun çıktığında birbirlerini hemen suçlamamaya çalışıyorlardı.
Bir akşam Elif, iş yerinde yeni bir sorumluluk üstlenme fırsatı bulduğunu söyledi. Bu görev, daha fazla zaman ve enerji gerektirecekti. Önceden Murat'ın ilk tepkisi, bunun ev düzenlerini nasıl etkileyeceğini hesaplamak olabilirdi.
Bu kez önce şunu sordu:
"Bu fırsat seni heyecanlandırıyor mu?"
Elif gülümsedi.
"Evet. Biraz korkuyorum da. Ama kendimi geliştirmek istiyorum."
Murat onunla birlikte olası zorlukları değerlendirdi. İşlerin nasıl paylaşılabileceğini, günlük düzenlerini nasıl değiştirebileceklerini konuştular. Elif'in hedefini küçümsemediği gibi kendi ihtiyaçlarını da saklamadı.
Bir süre sonra Murat'ın işinde de önemli bir değişiklik gündeme geldi. Elif, onun karar vermesi için baskı kurmak yerine ne istediğini anlamaya çalıştı.
İkisi de birbirinin bütün sorunlarını çözemezdi. Ama birbirlerinin hayatında güvenilir bir yol arkadaşı olabilirlerdi.
Bir akşam eski aile fotoğraflarına bakarken Murat, dedesinin sandığından söz etti.
"Sanırım bizim kuşağın da kendi çocuklarına bırakacağı bir hikâye olacak," dedi. "Umarım onlar bizim yaptığımız hataları tekrar etmek zorunda kalmazlar."
Elif cevap verdi:
"Belki önemli olan hiç hata yapmamak değildir. Hatalarımızı fark ettiğimizde birbirimizi dinlemeyi öğrenmektir."
Murat gülümsedi.
"Bir de aynı hatayı yaptığımızda bunu kabul edebilmek."
İkisi de güldü.
Bu konuşma, yıllar içinde öğrendiklerinin küçük bir özeti gibiydi. Saygı, bir gün kazanılıp sonsuza kadar korunan bir şey değildi. Her gün yeniden gösterilen bir özen, gerektiğinde yeniden kurulan bir bağdı.
Sonuç: Evlilikte Saygı, Birbirinin Yanında Kendin Olabilmektir
Elif ile Murat'ın hikâyesi bize şunu hatırlatıyor: Bir evliliğin güçlü olması, iki insanın hiç tartışmamasına bağlı değildir. Önemli olan, tartışmalar sırasında birbirlerine nasıl davrandıkları, farklılıklarını nasıl değerlendirdikleri ve kırgınlıklar ortaya çıktığında nasıl bir yol izledikleridir.
Murat'ın çözüm odaklı düşünmesi, Elif'in duyguları ve ilişkileri dikkate almasıyla birleştiğinde daha sağlıklı kararlar almalarını sağladı. Fakat bu, bütün erkeklerin Murat gibi, bütün kadınların da Elif gibi olduğu anlamına gelmiyor. Her insanın iletişim biçimi farklıdır. Önemli olan, cinsiyetlere ilişkin kalıpları birbirimize dayatmak yerine bireysel özelliklerimizi tanımaktır.
Evlilikte saygının günlük hayattaki karşılığı bazen çok basittir:
- Eşiniz konuşurken hemen cevap hazırlamak yerine onu gerçekten dinlemek.
- Ortak hayatı ilgilendiren kararları birlikte değerlendirmek.
- Bir anlaşmazlık sırasında kişiliğe saldırmak yerine sorunu konuşmak.
- Evdeki görünür ve görünmeyen sorumlulukları fark etmek.
- Özür dilemeyi zayıflık, farklı düşünmeyi düşmanlık olarak görmemek.
- Eşinizin kişisel alanına, sınırlarına ve hedeflerine değer vermek.
- Sevginizi yalnızca sözlerle değil, davranışlarınızla da göstermek.
Bütün bunları yapmak, her zaman kolay değildir. İnsan yorulabilir, sabrını kaybedebilir veya kendi bakış açısının dışına çıkmakta zorlanabilir. Ancak saygı, tam da bu anlarda önem kazanır. Çünkü karşımızdaki insanla aynı fikirde olmadığımızda bile onun değerini koruyabilmek, ilişkinin niteliğini belirler.
Bir evliliği yalnızca sevgiyle açıklamak eksik kalır. Sevgi yakınlık kurmamızı sağlar; güven birlikte kalabilmemize yardımcı olur; saygı ise bu yakınlığın içinde iki ayrı insan olarak var olabilmemizi mümkün kılar.
Şimdi sözü biraz da sizlere bırakmak istiyorum:
Sizce evlilikte saygının en önemli göstergesi nedir? Eşlerin birbirlerinin kararlarına katılması mı, tartışma sırasında kullanılan dil mi, günlük sorumlulukların paylaşılması mı, yoksa zor zamanlarda birbirlerinin yanında durabilmesi mi?
Bir başka soru da şu: İnsan sevdiği kişiye, bazen farkında olmadan, kendi ailesinden öğrendiği davranışları aktarabilir mi? Sizce bu alışkanlıkları değiştirmek mümkün mü?
Kendi düşüncelerinizi ve gözlemlerinizi paylaşabilirsiniz. Belki burada yazılacak tek bir yorum bile, evlilikte saygının ne kadar farklı biçimlerde yaşandığını anlamamıza yardımcı olur.
Unutmayalım: İyi bir evlilikte amaç birbirini yönetmek değil, birbirini anlamaktır. Saygı ise iki insanın birbirine benzediği yerde değil, farklılıklarına rağmen birbirlerinin değerini koruyabildiği yerde büyür.
Saygı, bazen büyük sözlerden çok, "Bugün sen dinlen, bu işleri ben hallederim" cümlesinde kendini gösterir.
Bazen de "Ben bugün çok yoruldum, şu işi birlikte yarına bırakalım mı?" diyebilmekte…
Çünkü eş olmak, birbirinin bütün ihtiyaçlarını tek başına karşılamak değil; aynı hayatın sorumluluklarını ortaklaşa taşımaktır.
9. Bölüm: Sevgi Varken Saygı Neden Kaybolabiliyor?
Elif ile Murat'ın hikâyesi ilerledikçe önemli bir soru ortaya çıkıyor: Birbirini seven insanlar neden zaman zaman saygısız davranabiliyor?
Bunun tek bir cevabı yok. Yoğun stres, maddi kaygılar, iletişim alışkanlıkları, aileden öğrenilen davranışlar, karşılanmayan beklentiler ve uzun süre biriken kırgınlıklar insanların birbirlerine yaklaşımını etkileyebilir.
Bazen eşlerden biri kendi yönteminin en doğrusu olduğuna inanır. Bazen karşı tarafın farklı düşünmesini kişisel bir saldırı gibi algılar. Bazen de insanlar, en güvende hissettikleri kişinin yanında kendilerini kontrol etmek için daha az çaba gösterir.
Ancak yakınlık, özensiz davranmanın mazereti değildir.
"Nasıl olsa beni seviyor" düşüncesi, eşin duygularını önemsememeye dönüşürse ilişkinin temelini zayıflatabilir. İnsan, sevildiğini bilse bile küçümsenmekten, sürekli eleştirilmekten veya kararların dışında bırakılmaktan incinebilir.
Saygının bir başka boyutu da bireysel alanı korumaktır.
Evlilik, iki insanın bütün düşüncelerinin, arkadaşlıklarının ve kişisel tercihlerinin tek bir kimlik içinde erimesi anlamına gelmez. Eşler birbirlerinin farklı ilgi alanlarına sahip olmasını, zaman zaman yalnız kalmak istemesini veya kendine ait hedefler belirlemesini anlayabilmelidir.
Murat hafta sonları zaman zaman bisiklete binmek istiyordu. Elif ise arkadaşlarıyla kitap kulübüne katılmaktan hoşlanıyordu. Başlangıçta ortak zaman geçirmek adına bu etkinlikleri azaltmışlardı. Fakat bir süre sonra ayrı ilgi alanlarına sahip olmanın birbirlerinden uzaklaşmak anlamına gelmediğini gördüler.
Kendi hayatlarına alan açtıklarında, birlikte geçirdikleri zaman da daha anlamlı hâle geldi.
Elbette kişisel alan, eşe karşı sorumlulukları yok saymak veya ortak kararları tek taraflı almak değildir. Burada söz konusu olan, birliktelik ile bireyselliğin birbiriyle çelişmek zorunda olmadığını anlamaktır.
Saygılı bir evlilikte insanlar yalnızca eş olarak değil, ayrı ihtiyaçları, düşünceleri ve hedefleri bulunan bireyler olarak da görülür.
10. Bölüm: Saygının Sınırı, Her Şeye Katlanmak Değildir
Bu hikâyeyi anlatırken bir noktayı özellikle vurgulamak istiyorum. Evlilikte saygıyı savunmak, her koşulda sessiz kalmayı veya ilişkiyi ne pahasına olursa olsun sürdürmeyi savunmak değildir.
Bazı insanlar aile bütünlüğünü korumak adına kendi ihtiyaçlarını sürekli geri plana atmayı öğrenir. Bazıları tartışma çıkmasın diye düşüncelerini söylemez. Bazıları ise eşinin öfkesini, aşağılayıcı sözlerini veya kontrolcü davranışlarını sevginin bir parçası gibi yorumlamaya başlar.
Oysa saygı karşılıklıdır.
Bir eşin diğerini sürekli aşağılaması, arkadaşlarından ve ailesinden uzaklaştırmaya çalışması, ekonomik kaynakları üzerinde baskı kurması, özel hayatını kontrol etmesi veya korku yaratarak istediğini yaptırması sıradan fikir ayrılıkları değildir.
Fiziksel şiddet, tehdit ve zorlayıcı kontrol de sevgi ya da kıskançlık bahanesiyle normalleştirilemez.
Sağlıklı bir ilişkide sınırlar vardır. İnsan, kendisini rahatsız eden bir davranışı kabul etmediğini söyleyebilir. Gerekirse konuşmayı erteleyebilir, güvendiği kişilerden destek alabilir ve güvenliğini önceliklendirebilir.
İletişim sorunlarında çift danışmanlığı bazı insanlara yardımcı olabilir. Ancak şiddet veya korkutma söz konusu olduğunda öncelik güvenliktir; böyle durumlarda bireysel ve uzman desteği almak daha uygun olabilir.
Saygı, yalnızca eşimize gösterdiğimiz bir nezaket değildir. Kendi onurumuza ve güvenliğimize de sahip çıkmaktır.
Bir evliliğin ayakta kalması, taraflardan birinin sürekli susmasına bağlıysa orada çözülmesi gereken ciddi bir sorun vardır.
11. Bölüm: Yıllar Sonra Gelen Küçük Bir Farkındalık
Aradan yıllar geçti. Elif ile Murat hâlâ her konuda aynı düşünmüyordu. Bazen bütçe konusunda, bazen tatil planlarında, bazen de aileleriyle ilgili kararlarda anlaşmazlık yaşıyorlardı.
Fakat artık bir sorun çıktığında birbirlerini hemen suçlamamaya çalışıyorlardı.
Bir akşam Elif, iş yerinde yeni bir sorumluluk üstlenme fırsatı bulduğunu söyledi. Bu görev, daha fazla zaman ve enerji gerektirecekti. Önceden Murat'ın ilk tepkisi, bunun ev düzenlerini nasıl etkileyeceğini hesaplamak olabilirdi.
Bu kez önce şunu sordu:
"Bu fırsat seni heyecanlandırıyor mu?"
Elif gülümsedi.
"Evet. Biraz korkuyorum da. Ama kendimi geliştirmek istiyorum."
Murat onunla birlikte olası zorlukları değerlendirdi. İşlerin nasıl paylaşılabileceğini, günlük düzenlerini nasıl değiştirebileceklerini konuştular. Elif'in hedefini küçümsemediği gibi kendi ihtiyaçlarını da saklamadı.
Bir süre sonra Murat'ın işinde de önemli bir değişiklik gündeme geldi. Elif, onun karar vermesi için baskı kurmak yerine ne istediğini anlamaya çalıştı.
İkisi de birbirinin bütün sorunlarını çözemezdi. Ama birbirlerinin hayatında güvenilir bir yol arkadaşı olabilirlerdi.
Bir akşam eski aile fotoğraflarına bakarken Murat, dedesinin sandığından söz etti.
"Sanırım bizim kuşağın da kendi çocuklarına bırakacağı bir hikâye olacak," dedi. "Umarım onlar bizim yaptığımız hataları tekrar etmek zorunda kalmazlar."
Elif cevap verdi:
"Belki önemli olan hiç hata yapmamak değildir. Hatalarımızı fark ettiğimizde birbirimizi dinlemeyi öğrenmektir."
Murat gülümsedi.
"Bir de aynı hatayı yaptığımızda bunu kabul edebilmek."
İkisi de güldü.
Bu konuşma, yıllar içinde öğrendiklerinin küçük bir özeti gibiydi. Saygı, bir gün kazanılıp sonsuza kadar korunan bir şey değildi. Her gün yeniden gösterilen bir özen, gerektiğinde yeniden kurulan bir bağdı.
Sonuç: Evlilikte Saygı, Birbirinin Yanında Kendin Olabilmektir
Elif ile Murat'ın hikâyesi bize şunu hatırlatıyor: Bir evliliğin güçlü olması, iki insanın hiç tartışmamasına bağlı değildir. Önemli olan, tartışmalar sırasında birbirlerine nasıl davrandıkları, farklılıklarını nasıl değerlendirdikleri ve kırgınlıklar ortaya çıktığında nasıl bir yol izledikleridir.
Murat'ın çözüm odaklı düşünmesi, Elif'in duyguları ve ilişkileri dikkate almasıyla birleştiğinde daha sağlıklı kararlar almalarını sağladı. Fakat bu, bütün erkeklerin Murat gibi, bütün kadınların da Elif gibi olduğu anlamına gelmiyor. Her insanın iletişim biçimi farklıdır. Önemli olan, cinsiyetlere ilişkin kalıpları birbirimize dayatmak yerine bireysel özelliklerimizi tanımaktır.
Evlilikte saygının günlük hayattaki karşılığı bazen çok basittir:
- Eşiniz konuşurken hemen cevap hazırlamak yerine onu gerçekten dinlemek.
- Ortak hayatı ilgilendiren kararları birlikte değerlendirmek.
- Bir anlaşmazlık sırasında kişiliğe saldırmak yerine sorunu konuşmak.
- Evdeki görünür ve görünmeyen sorumlulukları fark etmek.
- Özür dilemeyi zayıflık, farklı düşünmeyi düşmanlık olarak görmemek.
- Eşinizin kişisel alanına, sınırlarına ve hedeflerine değer vermek.
- Sevginizi yalnızca sözlerle değil, davranışlarınızla da göstermek.
Bütün bunları yapmak, her zaman kolay değildir. İnsan yorulabilir, sabrını kaybedebilir veya kendi bakış açısının dışına çıkmakta zorlanabilir. Ancak saygı, tam da bu anlarda önem kazanır. Çünkü karşımızdaki insanla aynı fikirde olmadığımızda bile onun değerini koruyabilmek, ilişkinin niteliğini belirler.
Bir evliliği yalnızca sevgiyle açıklamak eksik kalır. Sevgi yakınlık kurmamızı sağlar; güven birlikte kalabilmemize yardımcı olur; saygı ise bu yakınlığın içinde iki ayrı insan olarak var olabilmemizi mümkün kılar.
Şimdi sözü biraz da sizlere bırakmak istiyorum:
Sizce evlilikte saygının en önemli göstergesi nedir? Eşlerin birbirlerinin kararlarına katılması mı, tartışma sırasında kullanılan dil mi, günlük sorumlulukların paylaşılması mı, yoksa zor zamanlarda birbirlerinin yanında durabilmesi mi?
Bir başka soru da şu: İnsan sevdiği kişiye, bazen farkında olmadan, kendi ailesinden öğrendiği davranışları aktarabilir mi? Sizce bu alışkanlıkları değiştirmek mümkün mü?
Kendi düşüncelerinizi ve gözlemlerinizi paylaşabilirsiniz. Belki burada yazılacak tek bir yorum bile, evlilikte saygının ne kadar farklı biçimlerde yaşandığını anlamamıza yardımcı olur.
Unutmayalım: İyi bir evlilikte amaç birbirini yönetmek değil, birbirini anlamaktır. Saygı ise iki insanın birbirine benzediği yerde değil, farklılıklarına rağmen birbirlerinin değerini koruyabildiği yerde büyür.